Kayıtlar

Abılay Han

Resim
  Kazak Birliğinin Kurucusu, Ulu Kazak Hanı Abılay (1711-1781)   Abılay Han, Kazak Bağımsızlık hareketini başlatmış olan liderlerden birisidir. Asıl adı Ebu’l-Mansur”,kazandığı başarıdan dolayı,  tarihteki Türk Hakanları örneğinde olduğu gibi“Abılay Han” adı verilmiştir. Kazakistan’ın yakınçağlarda yetiştirmiş olduğu büyük devlet adamı, komutan ve yaşadığı devrin önde gelen bir diplomatı olarak bilinir. Abılay Han,  Cuci sülalesinden, Kazak Hanlığı’nı kurucusu Jangir Han’ın beşinci neslinden gelmektedir.    Ebu’l-Mansur’da tıpkı Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu Cengiz Han gibi, çocukluk yılları sıkıntılı geçmiştir. Kazakların tarihinde karanlık ve sıkıntılı bir dönem olarak bilinen  1723 felaketinde Ebu’l-Mansur’un babası da  öldüğü için, Mansur  yetim kalır. Kazak tarihinin üç bilge kişisinden birisi olan Töle Biy( diğer ikisi Ayteke Biy ve Kazbek Biy) bu yetim çocuğu himayesine alır. Mansur’un bundan sonraki hayatı Töle Biy’in koyun ve atla...

Sultan Galiyev

Resim
  SULTAN GALİYEV GÜZEL BİR İBRETTİR      Sultan Galiyev ve Turar Rıskulov eski Sovyetler Birliği dâhilinde yaşayan Türkler için son derece mühim şahsiyetlerdir. Sonraları, öne çıkışları ve ileri sürdüğü tezler açısından bakıldığında, bütün ezilen halklara yönelik fikirler de beyan etmesi, Galiyev’in biraz daha fazla tanınmasına yol açmıştır. Gerçekte bu ikisinin Türk dünyasını kucaklayan kurtuluş mücadelesinin temelinde ise, Anadolu Türkiyesi’nde başlayan ve başarılı olan Türk İstiklal Hareketi vardır. Mutlaka Türkiye’den haberdardılar ve etkilenmemeleri de mümkün değildir.      Bununla birlikte, zaman zaman Rıskulov ve Galiyev’in karşılaştırıldığına şahit olmaktayız. Ancak onları incelediğimiz de, ikisinin de farklı hususiyetleri mevcuttur. Ama Galiyev teorisyenliğiyle, Rıskulov da uygulamacılığıyla göze batarlar. Aslında birini öbürüne üstün tutmanın şu anda hiçbir yararı yoktur. Asil Türk milletinin bu iki deli çocuğu bir vakitler, çok kısa, fakat d...

Oğuz Kağan’ın Mührü

Resim
       Türklerin destani ve efsanevi atası sayılan Oğuz Kağan  biri mitolojik, ikisi tarihi olmak üzere en az üç kişiliği birleştirmiş bir destan kahramanıdır.        Oğuz Kağan destanında anlatılan Oğuz Han, öte yandan Büyük Hun Türk İmparatorluğunun da kurucusudur. Türk devlet geleneğinin yapı taşlarını dizen, Türk Hakanının  koyduğu kanunlar, Oğuz (Türk) Töresi olarak ün yapmış ve 16 Büyük Türk İmparatorluğunun güç kaynağı olmuştur. 24 Oğuz Boyunun atası olan Oğuz Han, Türk Ttresini; adalet , disiplin, ahlak ve millete hizmet düşüncesiyle oluşturmuştur.      Türk Milletinin Oğuz Kağanı yüceltmesinde en büyük etken belki de eşsiz bir devlet adamı ve bilge bir şahsiyet olmasından kaynaklanır.Ona yüklenen bu bilgelik ileri zamanlarda onun Veli veya Nebi olacağı konusunda söylemlere yol açmıştır. Daima Tanrıya hizmet etmesi de önemli bir ölçüttür. Sürerliği olan bir ibadet anlayışından sonra ise en önem verdiği değer millet...

Para Pul Olunca ...

Resim
  Osmanlı'da, daha Fatih Sultan Mehmet döneminde, yani 15. Yüzyıl'da altın ve gümüş darlığı başlıyor. Avrupa'da coğrafi keşiflerden sonraki altın ve gümüş bolluğunun bir sonucu olarak Osmanlı piyasaları “Duka”, “Real” gibi yabancı paraların istilasına uğruyor. Osmanlı akçesinin değeri düşüyor. Piyasada “kalp” paralar çoğalıyor. Mal fiyatları yükseliyor. Enflasyon artıyor. Bitmeyen askeri harcamalar hazineyi sarsıyor. Devlet, 1550'den sonra akçeyi sürekli küçültmek zorunda kalıyor. Para darlığı “tefeciliğe” ve “faizciliğe” yol açıyor. İslam şeriatı en çok yüzde 15'lik bir faize izin verirken Osmanlı'da uygulamada yüzde 30 ile yüzde 60 arasında faizle borç verip zenginleşenler oluyor. Sonunda Osmanlı'da 1584 devalüasyonu gerçekleşiyor. Akçenin değeri yüzde 70 oranında düşüyor. 14. Yüzyıl sonunda Sultan Orhan döneminde 100 dirhem gümüşten 269 akçe kesilirken, 16.Yüzyıl sonunda 3. Murat döneminde 100 dirhem gümüşten 525 ile 950 akçe kesiliyor. Akçeler gittikçe i...

Taurlar

Resim
        Stratejik bir coğrafi biçime sahip olduğu görülen Kırım Yarımadasının ilk yerlileri kabul edilen Taur’lar, Kırım Kerç bölgesinden başlayıp Romanya Danube bölgesine kadar uzanan Kırım dağlarında yaşamışlardır. Antik çağda ‘Taurica’, ‘Tauris’ ya da ‘Tauric peninsula’ olarak bilinen yarımadaya adlarını vermişlerdir.      Milattan Önce 700 yıllarından itibaren Kırım yarımadasının Kefe, Kerç ve Balaklava sahillerinde Antik Yunan yerleşimleri başlamış, bu yerleşimler MÖ 100 yıllarında Roma İmparatorluğunun hâkimiyetine geçmiştir. Taur’lar antik Yunan’ın ve Roma’nın bölgedeki hâkimiyetine korsanlıkları nedeniyle büyük tehdit oluşturmaya ve onlara bugünkü Balaklava bölgesinden saldırılarına devametmişlerdir.      MÖ 64 – MS 24 yılları arasında yaşamış Strabon isimli tarihçi ve coğrafyacı tarafından yazılan 17 ciltlik ‘Strabo Geographica’ adlı doküman da, Taurların bir İskit (Saka) kabilesi olduğu yazılıdır. [Latyshev V.V. 1893, 122] ...

İskitler

Resim
       İskitler, Avrasya’nın medenî, kültürel ve askerî gelişmesine önemli katkı sağlayan en eski Avrasya halklarından biridir. İskitler, Orta Asya ve Sibirya kökenlidirler. M.Ö. VII. yüzyıla doğru Doğu Avrupa’da ve Ortadoğu’da görülmeye başlar. İskitlerin bu bölgelere gelmesiyle, atın binek hayvanı olarak kullanılmaya başlaması ve arkasından da tabii olarak birbirlerinden uzak olan bölgelerin idaresi ve kontrolünü sağlayan hareketliliğin (mobilitenin) artması sayesinde mümkün olan dünyanın siyasî bütünleşmesini öngören eşsiz süreci başlar.             iskit-saka haritaHerodot’a (Heradotos/Herodotus) göre İskit İmparatorluğu, değişik İskit kabilelerinden oluşuyordu. Herodot, bunlardan sayıca daha fazla ve güçlü olanının, diğer bütün İskit kabilelerini kendilerinin tebaası (astları) sayan “Kraliyet (Hükümdar, Çar) İskitleri” olduğunu söylemektedir. Herodot’un, İskitlerin tarihi, efsaneleri, mitleri ve geleneklerini anlatırken öncelik...